TÜRKÇE'NİNİ YABANCI DİL OLARAK ÖĞRETİLMESİNDE AB KRITERLERİ

 

 

Türkçe’nin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesinde

Avrupa Birliği, Kültürel İşbirliği Konseyi Eğitim

Komitesinin belirlediği bağlamlar kullanılabilir mi?

 



Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Topluluğu’na üyelik başvurusuyla başlayan ve adaylık statüsünü kazanmasıyla devam eden Avrupa Türkiye ilişkileri 12 Aralık 2002 Kopenhag zirvesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Zira, Avrupa Topluluğu’na üye on beş devlet, Türkiye’nin, gelişme raporlarına göre, Avrupa ile entegrasyonda siyasi ve ekonomik kriterleri yerine getirdiğini kanıtlayabilirse Aralık 2004’te adaylık müzakerelerine başlayabileceğine karar verdiler. Bu gelişmenin olumlu sonuçlanması halinde Türkiye Avrupa Topluluğu’na üye bir devlet, Türk dili de nüfus oranına göre en çok konuşulan Avrupa dillerinden biri olacaktır.

Avrupa vatandaşlarının sahip olduğu serbest dolaşım hakkının kullanılmasıyla Türkiye’ye daha çok Avrupalının gelebileceğini de varsaymak olasıdır. Bu da daha çok kişiler arası ilişki ve Avrupalı insanların Türkiye’ye daha farklı bir gözle bakmalarına sebep olabileceğini düşünmek zor değildir. Her iki taraf için de genişleyecek olan ticaret ve eğitim imkanlarının belirleyeceği ihtiyaçlar listesine Türkçe dilinin öğretilmesi ve öğrenilmesinin de ekleneceğini bilmek durumundayız. Türkçe’nin yabancı dil olarak öğretilmesi Demircan (1988:89)’a göre de “Avrupalıların Türkçe öğrenmeleri, Osmanlı Devleti’yle ticari ve siyasi ilişki kurmalarıyla birlikte başlamış, birçok üniversitede Türkoloji bölümleri açılmıştı.” Yakın gelecekte de Avrupa ile Türkiye arasındaki ticari ve siyasi ilişkiler, katılım görüşmeleriyle birlikte, daha da artacaktır.

Bu bağlamda Türkçe’nin yabancı dil olarak öğretilmesi ve öğrenilmesi ihtiyacın ötesinde bir gerek niteliğini alacaktır. Türkçe’nin de yabancı dil olarak öğretilmesi hak ettiği, bilimsel temellere dayalı bir alan haline gelmelidir. Demircan (1988:95)’nın da belirttiği gibi “Üniversite Türkoloji bölümleri daha çok tarihsel ve kültürel çalışmalara, eski belgelerin incelenip değerlendirilmesi çalışmalarına,….. ağırlık verdiğinden, Türk dilinin bugünkü yapısı üzerindeki çalışmalar yabancı dil öğretimi açısından yeterli olmamıştır.” Ayrıca Hızır (1985:14)’dan alıntıladığı gibi “…Türkçe’yle ilgili dilbilim çalışmaları ihmal edilmiş, Türkçe’nin yapısı yeterince aydınlatılamamıştır. Bu işi yabancı dil öğreten ve yabancı dil öğretmeni yetiştiren bölümlerin öğretim elemanları kendileri yapmak durumundadırlar. Türkçe’nin Türkiye dışında, bir iletişim dili olarak öğretimi Türkoloji çalışmaları dışında kaldığından, yabancılara Türkçe öğreten elemanlar, yetiştirilişleri bakımından, yalnızca bir genel eğitim belgesi ( Pedagoji Sertifikası) ile yetinmek durumundadırlar.” Buna bir de Buna bir de uzun yıllardır İstanbul Üniversitesi ve son 2 yıldır Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından yürütülen Türkçe’nin yabancı dil olarak okutulması yüksek lisans programlarını ekleyebiliriz.

Tülin Polat da (2001) “Avrupalılık bağlamında Kültür Boyutuyla Yabancı Dil” adlı makalesinde söze şöyle başlamaktadır. “ Hangi alan olursa olsun, eğitim ile ilgili kararlar siyasal, ekonomik ve kültürel gelişmelerden bağımsız olarak alınamaz, alınmamalıdır.” Bu bağlamda nitelik değiştirmekte olan Avrupa-Türkiye ilişkilerinin yeni alanları ve kavramları doğuracağı kesindir. Bu alan ve kavramları eğitim bağlamında görmek mümkündür artık; Avrupa Topluluğu içersinde yürütülmekte olan Leonardo, Sokrates ve Lingua gibi eğitim, öğrenci ve öğretim elemanı değişimi, dil öğrenme olanakları sunan programlar son yıllarda özellikle üye ve üyeliğe aday ülkelerin katılımıyla projeler çerçevesinde yürütülmektedir. Türkiye de bu programlara katılmıştır ve bir Sokrates Komisyonunu kurmuştur. Bu komisyon 2003’te faaliyetlerini hızlandıracaktır. Bu programlar çerçevesinde Türk dili de Polat (2001:31)’tın Raasch (1999:201)’tan alıntıladığı “pasaport dil”lerden biri olmalıdır. Bu ancak Türk dilinin yabancı dil olarak öğretilmesi ile mümkündür. Polat (2001:33) şu öngörüde bulunmaktadır : “Rusça, Japonca, Türkçe, Arapça gibi Avrupa Birliği’ne üye olmayan ülkelerin dilleri ya da her ülkenin kendi sınır komşularının dilleri, yani günlük yaşamda karşılaşılan/ karşılaşma olasılığı taşıyan ve komşu diller olarak adlandırabileceğimiz diller de yabancı dil olarak öğretilmeye aday diller olarak görülmelidir.”

Buna ek olarak Polat (2001:36) “Avrupa Konseyi’nin benimsediği ve önerdiği yabancı dil politikasını şu iki üst amaca bağlamıştır: 1) Dil ve kültür çeşitliliğini karşılıklı bir zenginlik kaynağı olarak korumak ve geliştirmek; 2) İnsanlar arası ilişkileri, uluslar arası akışı ve düşünceler arası alışverişi kolaylaştırmak.” Bu bağlamda, Türk dili de Avrupa için kültürel bir zenginlik ve çeşitlilik olacaktır, ayrıca yabancı dil olarak öğretilmesi ve öğrenilmesi de Avrupalılarla ilişkilerimizde, kendimizi daha iyi ifade etmemizde kolaylaştırıcı bir etken olacaktır.

Yine Polat (2001:31-37)’ın alıntıladığı Rampillon (1991) ve Neuner (1996)’ın ,Avrupa Birliği’nin yabancı dile bakışını özetleyen, ilkeleri özellikle İngilizce’nin yanı sıra iki ya da daha fazla yabancı dilin öğrenilmesini salık vermektedir. Dahası Avrupalıların yabancı dil öğreniminde serbest oldukları, amaçları doğrultusunda istedikleri ve kendilerince yeterli derecede yabancı dil öğrenebilecekleri belirlenmiştir. Ayrıca sadece okulda değil yaşam boyu öğrenme çerçevesinde, istedikleri zamanda, uzaktan veya bireysel bir şekilde, istedikleri kadar yabancı dili öğrenebilecekleri belirtilmiştir. Bunlar da Türkçe’nin yabancı dil olarak öğrenilmesi olasılığını arttırma niteliğindedir. Sahip olduğumuz nüfus Avrupa uluslarıyla kurabileceğimiz ilişki potansiyelini de arttırmaktadır. Üye olduğumuz takdirde Türkçe’nin yabancı dil olarak öğrenilmesine talep olacağını şimdiden düşünmek Türkçe’nin de yabancı dil olarak öğretilmesi bağlamında anlamlıdır.

Türkçe’yi yabancı dil olarak öğrenme konusuna halihazırda var olan ilginin de bu koşullarda artacağı kesindir. Ankara Üniversitesi Dil Öğretim Merkezi TÖMER, Türkçe'nin öğretimi üzerine çalışmalar yapan kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği sağlamak ve ortak projeler geliştirmek amacıyla 17-18 Mayıs 1999 tarihlerinde 22 ülkeden çok sayıda dil bilimcinin katılımıyla "Dünyada Türkçe Öğretimi" başlıklı bir seminer düzenlemiştir. Seminerin değerlendirme oturumunda sunulan “Dünyada Türkçe Öğretimi Semineri Sonuç Bildirisi’nde” sunulan görüşlere göre :

“1) Türkçe, dünya üzerinde konuşulan yaklaşık 5 bin dil içinde en çok konuşulan 7. dildir. Ancak, layık olduğu yeri alamamıştır; 2) Batı'da Türkçe, Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkler tarafından konuşulmakla birlikte, o ülkelerin vatandaşları tarafından da "yabancı dil" olarak öğrenilmek istenmektedir; 3) Türk televizyon kanallarının yayınlarının birçok ülkede izlenebilmesi, Türklerin Türkçe'yi anadili olarak sürdürmesinde ve yabancıların Türkçe'yi öğrenmek istenmesinde çok önemli bir etkendir…….” [1]

Bir de Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ankara’da 25-26 ekim (2001) günlerinde Hacettepe Üniversitesi konferans salonlarında “Avrupa Konseyi 2001 Avrupa Diller Yılı- Avrupa’da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi” adıyla gerçekleştirdiği sempozyum bağlamında Çotuksöken’in belirttiği gibi “Dünyada ise ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Finlandiya, İsveç, Bulgaristan, Yunanistan, Avusturya, Macaristan, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Makedonya, Bosna-Hersek, Yugoslavya, İran, Pakistan, Suriye, Japonya, Çin, Kore, Avustralya gibi pek çok ülkede üniversitelerde, elçiliklerde ya da özel kurumlarda Türkçe anadili ve/veya ikinci dil olarak öğretilmektedir.” [2]

Şu bir gerçek ki Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde Türk dilini öğrenmeye merak da artmaktadır, dahası gerek olmaktadır. Gönen Çıbıkcı da şöyle ilginç bir karar ve uygulamadan bahsetmektedir : "Almanya Federal Cumhuriyeti Eğitim Bakanları Ortak Kurulu" 13 ekim 1995 tarihinde "Abitur sınavlarında Türkçe dersinin sınav koşullarının tek düzenliliği" konusunu karara bağlamıştır. Hamburg, Aşağı Saksonya ve Kuzey Ren-Batı Falya eyaletlerinde Türkçe o eyaletin kendine özgü bir lise bitirme dalı idi. Bundan sonra tüm Almanya'da Türkçe'nin lise bitirmelerinde bir dal olarak yürürlüğe sokulmasının tüm koşullarının yerine getirilmesi; bir bütünlüğe ve tek düzenliliğe gidileceği karara bağlandı.” [3]

Bu açılardan bakıldığından sadece bu sebeplerden bile Türkçe’nin yabancı dil olarak öğretilmesi gereği açıkça ortadadır. Yine Çotuksöken şöyle devam etmektedir :” Türkiye, 1960’lı yıllardan beri şu ya da bu nedenle ihmal ettiği çalışmaları, Türkçe’nin öğretimi konusundaki önemli çalışmaları, en kısa sürede, uzun erimli bir program çerçevesinde uzman kurullardan destek alarak başlatmak zorunda. Yapılacak bir dizi iş olduğunu hiç kimse yadsımıyor. Sözgelimi öncelikle Türkiye Türkçe’sinin betimlemeli bir dilbilgisinin hazırlanması gerekiyor. Bunun ardından da yetkin bir eğitim programı geliyor. Bütün bunların yapılabilmesi için ortak bir proje hazırlanmasında sayısız yarar var: Avrupa Konseyi ya da Dünya Bankası ile, ilgili ülkelerin eğitim ve dışişleri bakanlıklarından alınacak maddi destekle proje kapsamında öğretim programı, öğretim yöntem ve teknikleri, ders ve alıştırma kitapları, öbür ders araç-gereçleri hazırlamak üzere çağdaş bir öğretim modeli üzerinde anlaşmaya varılabilir. Bu model zaman içinde geliştirilebilir de. Her ülke bu modele göre kendi eğitim araç-gereçlerini düzenleyebilir.” Buna ek olarak “Türkçe’yi yabancı dil ve/veya ikinci dil olarak öğretecek öğretmenlerin yetiştirilmesi konusu da duraksamadan ele alınmalıdır. Bu öğretmenlik yeterliği, yüksek lisans düzeyinde de verilebilir, hizmet içi kurslarla da kazandırılabilir.” [4]

Türkçe’nin yabancı dil olarak öğretilmesi bağlamında Avrupa Birliği, Kültürel İşbirliği Konseyi Eğitim Komitesinin belirlediği bağlamların incelenmesi ve bunların çerçevesinde yapılandırılacak materyal ve programlara katkı sağlamak ilk amacımızdır. Hangi becerileri ve bu becerilerin hangi bağlamlarda kullanılmasına öncelik verileceğini Avrupa Birliği yabancı dil öğretimi politikası bağlamında inceleyeceğiz.Bu nedenle Kültürel İşbirliği Konseyi Eğitim Komitesinin 2000 yılında hazırlamış olduğu Avrupa vatandaşları için yabancı dil öğrenme anlayışını anlatan, Avrupa eğitim kurumları için de yabancı dil öğrenme, öğretme ve değerlendirme sınırlarlarını çizen ve bu kavramlardan Avrupa’nın ne anlaması gerektiğini özetleyen referans çatısını inceleyeceğiz. Bu inceleme bütüncül değil de yabancı dil öğrenen kişinin özelliklerini ve hangi yetilerle donanmasının gerektiği ve hangi bağlamları öğrenmesi gerektiğini kapsayacak. Eğitim Komisyonu tarafından hazırlanan bu “referans çatısı” Dr. J.L.M. Trim ve Dr. B. North tarafından yapılandırılmıştır. Hazırlanmasında dil öğrenme, öğretme ve ölçülmesi kavramlarının 1971 yılından bu yana süregelen değerlendirilmesi yapılarak, bütün Avrupa geneli temel alınmıştır.

Genel Avrupa Çatısının (GAÇ) oluşturulma nedenleri arasında şunlar sayılabilir (CEF,2000:16) : “Dil öğretme ve öğrenmenin güçlendirilmesi üye ülkeler arasında daha geniş hareketlilik, daha etkili uluslar arası iletişimi geliştirir, kimliklere saygının kültürel çeşitlilikle birleştirilmesi bilgiye daha iyi ulaşılmasını, daha yoğun kişisel etkileşimi, daha gelişmiş iş ilişkilerini ve daha derin karşılıklı anlayışı getirecektir; bu amaçlara ulaşma için dil öğrenme hayat boyu süren bir etkinlik olmalıdır ve okul öncesi eğitimden yetişkin eğitimine kadar, eğitim sistemleri tarafından özendirilmeli ve kolaylaştırılmalıdır; farklı ülkelerdeki eğitim kurumları arasındaki işbirliğini özendirmek ve kolaylaştırmak için, dil faklılıklarının karşılıklı onaylanması konusunda etkili bir temel hazırlamak için, öğrenenlere, öğretenlere, program hazırlayıcılarına yardım etmek için, çabalarını koordine etmek ve saptamak için kurumları ve eğitim idarecilerini incelemek için Genel Avrupa Çatısı’nın geliştirilmesi arzu edilir. Ayrıca “çok dillilik” “çok kültürlülük” bağlamında algılanmalıdır.“

Bunun yanı sıra GAÇ şunlar için kullanılabilir (CEF,2000:16-18) : “Ön bilgi hakkındaki çıkarımlar ve bunların ilk, alt-orta, üst-orta ve yüksek/ileri öğretim safhaları arasında ön öğrenmelerle kullanılması, amaçları, içeriği bakımından dil öğrenme programlarının planlanmasında; sınavların içerik izlencelerinin hazırlanmasında, öğrencinin halihazırda sahip olduğu bilgi bağlamında bilincinin arttırılmasını sağlayacak, uygun ve geçerli amaçların kişinin kendisi tarafından konmasını destekleyecek, materyal seçmesini ve kişinin kendini değerlendirmesine olanak sağlayacak olumsuz eksikliklerden çok olumlu başarıya göre ölçme kriterlerini belirlemeyi olanaklı kılacak dil belgelendirilmesini planlamak. Buna göre Öğrenme programları ve belgelendirme küresel, modüler, ağırlıklı ve kısmi olabilir. Ayrıca yabancı dil öğretimi şöyle çerçevelendirilebilir : ihtiyaçların belirlenmesi, amaçların şekillendirilmesi, içeriğin tanımlanması, materyalin seçimi veya yaratılması, öğretme/öğrenme programlarının kurulması, öğretme ve öğrenme yöntemlerinin uygulanması, ölçme ve değerlendirme.”

Genel Avrupa Çerçevesi eylem odaklı bir yaklaşım benimsediğini belirtmekle birlikte dil kullanımı ve öğrenmeyi şöyle tanımlamaktadır ( CEF,2000:19) : “Dil kullanımı dil öğrenimini de içine alacak şekilde bir dizi yeti, hem genel hem de özellikle iletişimsel dil yetisi, geliştiren bireysel yada topluluk temsilcileri olarak kişilerin yapmış olduğu eylemlerden oluşur.

Kişiler, çok çeşitli durumlarda ve çok çeşitli engellerdeki dil süreçlerini içeren dil aktivitelerine katılarak, belirli alanlarda, temalarla ilişkili metinleri yaratmak yada almak için, tamamlanması gereken görevlerin başarılmasında en uygun olan stratejileri harekete geçirerek, çok çeşitli bağlamlarda yetilerini kendi idarelerinde kullanırlar.

Bireyin genel yetileri de şöyle tanımlanmıştır ( CEF,2000:20-3) :” 1) tecrübe ve akademik öğrenme sonucunda oluşan “bilgi”; 2) araba kullanmak, keman çalmak gibi “beceriler” ; 3) bireysel özelliklerin toplamı, kişilik, davranışlar gibi “varoluşsal yetiler”; 4) diğerini, dil yada kültür, keşfetme gibi “öğrenme yeteneği”. İletişimsel dil yetisi kavramı içinde de dilin bir sistem olduğu ve seslerin, kelimelerin ve söz dizilerinin bilgisini içeren “dilsel yetiler”, sosyokültürel durumlar çerçevesinde dil kullanımına işaret eden “toplumdilbilimsel yetiler” ve bağlam, söylem, söz eylemlerin ve dille belirli işlevlerin yerine getirilebilmesini gösteren “işlevsel yetilerdir.”

Dil öğrenen veya konuşanın iletişimsel dil yetisi çok çeşitli dil aktivitelerinin uygulanmasıyla harekete geçirilir. Bunlar algılama, üretim, etkileşim ve çıkarımda bulunma ile tercüme etmek demek olan diller arası aracılık.(CEF,2000:23)

Dil kullanıcısı da “temel kullanıcı”, “serbest kullanıcı”, yetkin kullanıcı” olarak ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış ve dil öğrenen kişilerin de, ihtiyaç ve gerekçelerine göre, hangi düzeyde dil öğrenmelerinin beklendiği açıkça ortaya konmuştur. (CEF,2000:31)

Yabancı dil öğrenen kişi kavramı içersinde bulunan bütün bu kavramlar, açıkça yabancı dil öğretiminin de hangi bağlamlara doğru gitmesi gerektiğini göstermektedir. Bu bağlamlar öncelikle dil kullanıcılarının yaşamlarında bulundukları alanlara ayrılmıştır. Bu alanlar “kişisel, kamusal, mesleki ve eğitim alanlarıdır. Bunlar kişinin dil kullanıcı olarak gerçek hayatta karşılaşabileceği alanlardır. Bütün insanların ortak olarak yaşadığı dil ve yaşam alanlarıdır. Türkçe de yabancı dil olarak öğretilirken/öğrenilirken bu alanlardan söz etmek kaçınılmaz olacaktır. Bu alanlar, Genel Avrupa Çerçevesi’nde ayrıca yedi dışsal duruma ayrılmıştır ve dil kullanımının bu durumlar içersinde gerçekleştiği tanımlanmıştır. Bu durumlarla bir çok Avrupa ülkesinde karşılaşıldığı da belirtilmiştir (CEF,2000:50). Bu dışsal durumların sosyokültürel öğelerden bağımsız olduğu iddia edilemez elbette. Ancak yine de genel kavramlar olarak dilsel iletişime ev sahipliği yaptıkları aşikardır. Bu yedi durum şöyledir (CEF,2000:51) : “Mekan, Kurum,Kişiler, Nesneler, Olaylar,İş/çalışma ve Metinler.”

Tablo.1 bu alanları ve durumları özetlemektedir. Tablo’da yabancı dil kullanıcısın öğrenmesi gereken kavramlar ve bağlamlar verilmiştir. Görüleceği üzere bunlar ülkemizde de yaşanılan ve genel insan tecrübesini içine alan bilgilerdir. Bunlara bir de sosyokültürel bilgiyi eklemek yerinde olacaktır. Zira bu öğeler her ülke toplum için farklıdır ve iletişimi, dil kullanımını oldukça etkilemektedirler.

Sosyokültürel bilgi şunlardan meydana gelir (CEF,2000:93) :”1) Günlük yaşam (yiyecek ve içecek, yemek zamanları, masa adabı, kamu tatilleri, çalışma saatleri ve uygulamaları, boş zaman faaliyetleri); 2) Yaşam koşulları (yaşam standartları,bölgesel, sınıfsal ve etnik çeşitleriyle, ev şartları, refah dağılımı); 3) Kişiler arası ilişkiler ( toplumun sınıfsal yapısı ve sınıflar arası ilişkiler, kadın erkek arası ilişkiler,samimiyet, aile yapıları ve ilişkileri, jenerasyonlar arası ilişkiler, çalışma durumlarındaki ilişkiler, halk, polis, memurlar arasındaki ilişkiler, ırk ve toplum ilişkileri, politik ve dinsel gruplar arasındaki ilişkiler); 4) Değerler, inanışlar ve davranışlar (şu etmenlere göre : sosyal sınıf, çalışma toplulukları,bunlar : akademik, yönetici, kamu hizmetleri, eğitilmiş ve kas gücüne dayalı çalışanlar; refah, gelir ve miras kalmış, bölgesel kültürler, güvenlik, kurumlar, gelenekler ve sosyal değişim, tarih, özellikle de tarihi kişilikler ve olaylar, azınlıklar, etnik ve dinsel, ulusal kimlik, yabancı ülkeler, kişiler, politika, sanat, müzik, güzel sanatlar, edebiyat, drama, popüler müzik ve şarkılar, din, mizah); 5) Vücut dili (sosyokültürel yetiyi yönlendiren ve oluşturan göreneklerin bilgisi); 6) Sosyal gelenekler (dakiklik, hediyeler, elbiseler, rahatlama, içecekler, yemekler, davranışsal ve konuşma adetleri ve yasaklar, kalma süresi, ayrılma ); 7) adet olmuş davranışlar (dini durumlarda, doğum, evlilik, ölüm, gösteri ve seremonilerdeki izleyici davranışları, kutlamalar, festivaller, danslar, diskolar)

Tapan da (1993-95:22) Bildirişimsel-İşlevsel yöntem bağlamında : “ … Bu görüşü yönlendiren temel düşünce, kişinin yabancı dilin kullanıldığı toplumun gündelik yaşamında, çeşitli durumlarda karşılaşacağı bildirişim gereksinimlerini nasıl giderebileceğini öğrenmesi ve dil yoluyla eyleme geçme yetisini kazanabilmesidir.” Bu görüş, Genel Avrupa Çerçevesinde de belirtilen bağlamların öğrenilmesi ve bunlarda söz-eylemlerde bulunabilme yetisinin kazandırılmasıyla Türkçe’nin de yabancı dil olarak öğretilmesi bağlamında kullanılabileceği gerçeğini desteklemektedir. Tablo. 1’de belirtilen alan, durum, kişi, metin ve bağlamların tümü Türkçe’de ifade edilebildiği gibi Türkiye’de de temel-yaşam-deneyim alanlarını oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla Türkçe öğretimi konusunda yapılacak ders malzemeleri, geliştirilecek yöntem ve teknikler, yazılacak ders kitaplarında bunların da yeri olduğu kanaatindeyiz. Üstelik dil yapılarının bağlam içersinde anlam kazandıkları ve dil yapılarının bağlam içersinde işleve sahip oldukları gerçeği, yabancı dil öğretimi yöntemlerinde uzun zamandır göz önüne alınmaktadır. Bu gerçek, özellikle de 1964 yılında Avrupa Konseyi Kültürel İşbirliği Dairesi tarafından başlatılan “Çağdaş Diller Projesi” çerçevesinde Wilkins ve Van Ek tarafından İşlevsel-Kavramsal Yaklaşım’ın geliştirilmesiyle 1971’den bu yana yabancı dil öğretimi bağlamında vurgulanmaktadır.(Demircan,1990:232)

Genel Avrupa Çerçevesi de bu projelerin bir devamıdır, zira İşlevsel-Kavramsal Yaklaşım’ı geliştiren Van Ek’in bir dil öğrenme düzeyi olarak belirlediği “eşik” düzeyi, Genel Avrupa Çerçevesi’nde de aynı anlamda bir çerçeve olarak kabul edilmiştir.

Tablo.1’de belirtilen durumlardan biri olan metinler günlük hayatımızda her an karşılaşabileceğimiz metinlerdir. Örneğin “Teletext,Yemek tarifleri, Eğitici ve Öğretici malzemeler, Romanlar, Dergiler, Gazeteler, junk postalar, Broşürler, Kişisel Mektuplar, Neşriyat ve Kaydedilmiş konuşma Metinleri.” Bunlar kişilerin ilgileri doğrultusunda karşılaşabileceği türdendir. Bir de “eğitim” ve çalışma” durumlarında karşılaşılabilecek olanlar belirtilmiştir. Örneğin : “İş mektubu, Hayat ve güvenlik bildirileri, Eğitici ve Öğretici malzemeler,Yönetmelikler, Tanıtım malzemesi Etiketleme ve paketleme, İş tarifi, İşaretler, Kartvizit ve Gerçek metinler ve Okuma kitapları, Tahta, Tepegöz, Bilgisayar, Video, Gazete Metinleri, Özetler, Sözlükler.”

Bu malzemeler, istendiği takdirde kolaylıkla ulaşılabilecek türdendir. Zira, günlük yaşamımızda önemli bir yeri işgal etmektedirler. Bunlara Türkiye dışında da kolaylıkla ulaşabilmek mümkündür, şöyle ki: yurtdışında yayınlanan günlük gazeteler ve dergiler, Türk turizm acenteleri tarafından sağlanabilecek olan broşür ve tanıtım malzemeleri, uydu aracılığıyla yayınlanan Türk televizyonlarının teletext yayınları, internet ortamından indirilebilecek olan her türden gerçek metin mevcuttur.

İşte görüldüğü üzere Genel Avrupa Çerçevesi yabancı dil öğretimini ve içermesi gereken kavramları böylece özetlemektedir. Bu kavramları tanıtmakla yabancı dil olarak Türkçe’nin de Avrupa’yla aynı eğitim programlarının kullanılmasıyla öğretilebileceğini göstermek amaçlarımız arasındadır. Bu doğrultuda Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bir üyesi olması ve Türk dilinin yabancı dil olarak Avrupa ve diğer uluslara öğretilmesi Türkiye’nin çağdaş dünyanın ve geleceğin önemli bir üyesi olmasında önemli adımlarından biri olacaktır.

Bu çalışmamız Türkçe’yi yabancı dil olarak öğreteceklere, Türkçe’nin yabancı dil olarak öğretilmesi hususunda çalışacak, program ve yöntem geliştirecek, araç-gereç hazırlayacak kişilere de yol gösterecektir umarız.

Kaynakça

A Common European Framework of Reference for Languages: Learning, Teaching, Assessment 2000

N. Tapan (1993/95) : “20. Yüzyıl Almanca Öğretiminde Kuramsal Temeller ve Uygulanan Yöntemler” İstanbul

T. Polat (2001) : “Avrupalılık Bağlamında Kültür Boyutuyla Yabancı Dil” İstanbul,

Ö. Demircan (1988) : ”Dünden Bugüne Türkiye’de Yabancı Dil” Remzi,İstanbul

Ö. Demircan (1990) : “Yabancı Dil Öğretim Yöntemleri” Ekin Yay. İstanbul

http://www.ankara.edu.tr/rectorate/dergi/mayis-haziran/38.htm

http://www.bengisu.net/yazi.asp?oku=540&BolumNo=17

http://www.turkischweb.com/Turkce_dersi/yabanci_dil.htm

Kültürel İşbirliği Konseyi Eğitim Komitesi’ne göre Dil Kullanımı Bağlamları Tablo.1

Alan
Mekan
Kurum
Kişiler
Nesneler
Olaylar
İş/Çalışma
Metinler

Kişisel
Ev :

Kendinin ) evi

ailenin ) odaları

arkadaşların ) bahçe

yabancıların )

öğrenci yurdunda yada otelde kendine ait yer.



Ülke içinde, deniz kenarında vb.
Aile



Sosyal Ağlar
(Büyük)Anne ve Baba, Çocuklar, Kardeşler, Teyzeler, Amcalar, Kuzenler, Görümceler ve Kayın Biraderler, Anne ve Babalar, Eşler, (Yakın) Arkadaşlar, Tanıdıklar
Mobilyalar, Elbiseler Ev Eşyaları, Oyuncaklar, Aletler, Kişisel Temizlik, Sanat Eserler, Kitaplar, Ev Hayvanları, Vahşi/Evcil Hayvanlar, Ağaçlar, Bitkiler, Bahçe, Ponds, Ev Malzemeleri, El çantaları, Boş vakit/ Spor Malzemeleri
Aile Toplantıları, Karşılaşmalar, Olaylar, Kazalar, Doğal Olaylar, Partiler, Ziyaretler, Yürüyüş, Bisiklet Sürme, Motosiklete Binme, Tatiller, Geziler,



Spor Karşılaşmaları
Yaşam Rutinleri Ör:

Giyinme, Soyunma, Yemek pişirme, Yemek yeme, Bulaşık Yıkama, DIY

Bahçecilik, Okuma, Radyo ve Televizyon, Eğlenme



Hobiler, Oyunlar ve Sporlar
Teletext, Garanti Belgeleri, Yemek tarifleri, Eğitici ve Öğretici malzemeler, Romanlar, Dergiler, Gazeteler, junk postalar, Broşürler, Kişisel Mektuplar, Neşriyat ve Kaydedilmiş konuşma Metinleri



Kamu
Kamuya ait Alanlar: sokaklar, meydanlar, parklar vb.

Toplu Taşıma

Dükkanlar, (Süper)marketler, Hastaneler, muayenehaneler, klinik, Spor Stadyumlar, Alanlar, Salonlar, Tiyatro, Sinema, Eğlence

Restoran, Bar, Otel, Dini Mekanlar


Kamu Yöneticiler

Politikacılar

Kanunlar

Kamu Sağlığı

Hizmet Klüpleri

Topluluklar

Politik Partiler



Mezhepler
Resmi Kurumların Üyeleri

Mağaza çalışanları

Polis, ordu, güvenlik

Sürücüler, Coductors

Yolcular

Oyuncular, taraftarlar, Seyirciler

Aktörler, izleyiciler

Garsonlar, Bar çalışanları

Resepsiyoncular

Din adamları Birleşimler
Para, Cüzdan

Formlar

Eşyalar

Silahlar, Rucksacks

Çantalar, el çantaları

Toplar

Programlar

Yemekler, İçecekler, çabuk yiyecekler

Pasaportlar, Ehliyetler
Olaylar

Kazalar, Hastalıklar

Halk Buluşmaları

Hukuk alanları, Mahkemeler,

Şaka günleri,(rag-days) Cezalar, Tutuklamalar

Maçlar, Yarışmalar Gösteriler



Düğünler, Cenazeler


Hizmet alma ve satın alma

Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma



Yerden/ Trenle/ Hava ile Yolculuk



Kamu Eğlenceleri ve Boş zaman Aktiviteleri

Dini Hizmetler
Kamu duyuruları ve bildirileri

Etiketler ve paketleme

Broşür ve Grafiti

Biletler ve tarifeler

Bildiriler ve yönetmelikler

Programlar

Anlaşmalar

Menü

Kutsal metinler

Ayinler ve İlahiler

Mesleki
Ofisler

Fabrikalar

İş yerleri

Limanlar, demiryolları

Çiftlikler

Havalimanları

Mağazalar, dükkanlar

Hizmet endüstrileri

Oteller


Şirketler

Devlet memurluğu

Çok uluslu şirketler

Ulusal endüstriler

Ticaret birlikleri


İşçi/işveren

Yöneticiler

colleagues

İş arkadaşları

Altlar

İş arkadaşları

Müşteriler

Resepsiyoncular, sekreterler, temizlik görevliler vb.
İş makineleri

Endüstri makineleri

Endüstriyel ve üretim aletleri
Toplantılar

Mülakatlar

Konferanslar

Ticaret fuarları

Müzakereler

Sezonluk satışlar

Endüstriyel kazalar

Endüstriyel anlaşmazlıklar
İş idaresi

Endüstriyel yönetim

Üretim faaliyetleri

Ofis procedures

Taşıma/trucking

Satış faaliyetleri

Satış, pazarlama

Bilgisayar faaliyetleri

İş/Ofis idamesi




İş mektubu

Rapor görüşmesi

Hayat ve güvenlik bildirileri, Eğitici ve Öğretici malzemeler

Yönetmelikler

Tanıtım malzemesi

Etiketleme ve paketleme, İş tarifi İşaretler, Kartvizit



Eğitim
Okullar: salon, sınıflar, oyun alanı

Spor salonları,koridor

Kolejler, Üniversiteler

Sunuş salonları

Seminer odaları

Öğrenci birlikleri

Yurtlar , laboratuar Kantin
Okul, Kolej

Üniversite

Bilim toplulukları

Profesyonel kurumlar

Yetişkin eğitim kuruluşları
Sınıf öğretmenleri

Öğretim elemanları

Bakıcılar Yardımcı elemanlar, Ebeveynler

Profesörler, okutmanlar

(arkadaş) öğrenciler

kütüphane ve laboratuar,

hizmetliler, temizlikçiler

güvenlik, sekreterler
Yazım malzemeleri

Okul üniformaları

Oyun malzemeleri ve giysiler

Yiyecek

İşitsel görsel malzemeler

Tahta ve tebeşir

Bilgisayarlar

Çantalar ve okul çantası
Okula dönüş/giriş

Kaçış

Ziyaretler ve değişimler

Veli günü/ akşamı

Spor günleri/ müsabakalar

Disiplin sorunları


Toplantılar

Dersler, Oyunlar

Oyun zamanı

Klüpler/topluluklar

Laboratuar çalışması

Seminerler/etütler

Ev ödevleri

Münazara/ tartışmalar
Gerçek metinler (yukarıdaki gibi)

Metin ve okuma kitapları

Tahta, Tepegöz,

Bilgisayar, Video,

Gazete metinleri

Özetler, sözlükler





--------------------------------------------------------------------------------

[1] http://www.ankara.edu.tr/rectorate/dergi/mayis-haziran/38.htm adresindeki Ankara Üniversitesi Dil Öğretim Merkezi TÖMER’ in dergisinden alınmıştır.

[2] http://www.bengisu.net/yazi.asp?oku=540&BolumNo=17 adresindeki Çotuksöken’in değerlendirme yazısından alınmıştır.

[3] http://www.turkischweb.com/Turkce_dersi/yabanci_dil.htm adresindeki Gönen Çıbıkçı’nın internet makalesinden alınmıştır.

[4] http://www.bengisu.net/yazi.asp?oku=540&BolumNo=17 adresindeki Çotuksöken’in değerlendirme yazısından alınmıştır.


Anket

  Yabancılara Türkçe öğretimi sahasında bizzat sahada çalışan öğreticilerin katkıları olmadan üretilen çözümlerin, doğru çözümler olabileceğini düşünüyor musunuz ?

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    761462 Ziyaretçi